Bir kurumda çalıştığınız zaman öncelikle birinin adına çalıştığınızı unutmayın. Üstelik bir gazetede çalışıyorsanız işler daha da soyutlaşır ve bir ideoloji sınırları içinde çalışırsınız. Bu iyidir ya da kötüdür. Bir bakkalın çırağıyken de ekmek dolabını dışarı koyamazsınız, aynı sayılır. Gazetecilik okuyanlar haberlerin birer ürün olduğunu bilir, bu bir sır değil. Üstelik bana kalırsa kendi düşüncelerinizi söyleyebilecek kadar kıdemli olmanın yolu da kurumunuzun ideolojisini nasıl kullandığınızla ilişkili. Bunu politik düşünüp yandaş medya söylemlerine hiç girmeyin.
Bir kurumda şef muhabirine hiç alakası olmadığı halde lüks ile ilgili haberler yapmasını söyleyebilir. Siz şefinize "Kahrolsun kapitalist sistem" diye çıkışırsanız belki ilk sefer de kovulmayabilirsiniz fakat ikinci de garanti veremem. O haberi yapmalısınız. Öncelikle oranın işleyişini öğrenmeli, kötü eleştireceğiniz işin ne olduğunu anlamalı ve belki de en iyisi olamlısınız. Şefiniz haz etmediğiniz bir konunun üstesinden geldiğinizi görmeli ki size söz hakkı versin. Bunu gösterdikten sonra kapısını çalıp gönül rahatlığıyla "Elimden geleni yaptım, uygun görürseniz sokağa çıkmak ve oradan işler yapmak istiyorum" dersiniz. Güven kazandıysanız ve sorumluluk bilincindeyseniz neden olmasın?
Birisi sizden yalan dolan yazmanızı isterse bunu yapmayın elbette. Fakat ortada bir haber var ve yine de çeşitli sebeplerden dolayı şef yer vermeyeceğini söylerse de vazgeçmeyin. Fevri davranarak kaybedersiniz. Kimi zaman dik başlı olmak çok işe yarar ama fevri davranmakla karıştırmayın derim. Tabii bunu söylerken istifa etmiş birinin yazısını okuduğunuzu unutmayın...
Nerden esti de yazdım?
Bir arkadaşım, internet gazetesinde aylık 200 lira dışında hiçbir şeye gönülden çalışıyor. Onu takdir ettiğimi ama doğru olmadığını söylüyorum. Kaşlarını çatıp "Paranın köpeği olmuşsunuz, faşist söylemlerin kurbanısınız. Koyunsun!" deyiverdi. Para dediği de para olsa...
"Bence bu yüzden olmuyor, bu tavrın yüzünden seni bedava çalıştırıyorlar. Onurun için çalıştığını söyleyerek emeğini bir güzel sömürüyorlar. Evet, iyi bir iş yapıyorsun ama onlar senin emeğinle var oluyor ve para kazanıyor. Neden sana para vermiyorlar? Burada benden bedava bilet istemene müsade ediyorlar. Kurumun sana neden sahip çıkmıyor?" dedim. Biraz küfür yedim, yandaş falan...
Birden ağır konuştuğumun farkına vardım, özür diledim. Hesabı ödeyip gittim.
Bu bir yıl önce oldu. Arkadaş hâlâ aynı kurumda 250 liaya çalışıyor. Ben farklı bir kurumdayım ve eskisine nazaran kendi rotamı çizmeye şefimin elini bırakmadan devam ediyorum. Zamanı gelir elini bırakırım ve bir bakmışım ben el veren olmuşum... Yine var bunları hayal etmek için en azından 13-14 yıl.
Ekstra bilgi:
Her koyun kendi bacağından asılır. Gazete bir bütün olarak çıksa da her servis başkadır. Kendi gündemleri ve söylemleri vardır. Genel yayın yönetmeni bir ister kimi servis şefi on koyar ve bu da hataya neden olabilir. Bir servisin ya da birkaç servisin düştüğü hatayı bütün gazeteye mâl etmek ne kadar doğru? Ben binlerce lira alan köşe yazarının "düşünceleri" yüzünden kültür sanat servisindeki katımda efendi gibi işimi yaparken yandaş diye anılıyorsam kendimi suçlu hissetmeli miyim?


